Tasarım sürecinde 1960’ların İtalyan modernizmi ile çağdaş minimalist mobilya yaklaşımı birlikte ele alınmıştır. Geleneksel ağır sofa kurgusu yerine daha hafif görünen, ince taşıyıcı detaylara sahip dengeli bir yapı hedeflenmiştir. Form gelişiminde otomotiv iç mekânlarından ve vintage lounge koltuklarının yumuşak hacimlerinden referans alınmıştır. Kolçak ve sırt birleşimlerinde kullanılan kesintisiz geçişler sayesinde
Tasarım sürecinde 1960’ların İtalyan modernizmi ile çağdaş minimalist mobilya yaklaşımı birlikte ele alınmıştır. Geleneksel ağır sofa kurgusu yerine daha hafif görünen, ince taşıyıcı detaylara sahip dengeli bir yapı hedeflenmiştir.
Form gelişiminde otomotiv iç mekânlarından ve vintage lounge koltuklarının yumuşak hacimlerinden referans alınmıştır. Kolçak ve sırt birleşimlerinde kullanılan kesintisiz geçişler sayesinde ürün tek parçalı bir yüzey hissi üretir. Bu yaklaşım tasarıma daha akıcı ve mimari bir karakter kazandırır.
Metal taşıyıcı ayak sistemi yalnızca yapısal bir eleman olarak değil, ürünün genel siluetini incelten estetik bir detay olarak değerlendirilmiştir. Döşeme yüzeylerinde kullanılan dikey kanal dikişleri ise klasik chesterfield etkisini daha sade ve çağdaş bir yorumla yeniden ele alır.
Renk kombinasyonları; sıcak kahve tonları, petrol yeşili, açık krem ve koyu deri varyasyonlarıyla farklı iç mekân atmosferlerine adapte olabilecek şekilde geliştirilmiştir.
Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.